Onlar Dünya'nın bir kısmını kolonileştirdiklerinde, kendi kurumlarını yerleştirmeden asla oralardan vazgeçmezler. Ki toplum onların kanunları ve vekilleri tarafından yönetilmeye devam eder ve bu süreçte onlar Dünya'nın geri kalanını değiştirmeyi düşünürler. İnsanlığın geri kalanını kendi Karbon Kopyalarına dönüştürmeye çalışırlar. Tarihte daha önce böyle bişey olmadı! Eğer Dünyada ne olup bittiğini anlamaya çalışmıyorsam, o halde benim kafamın içinde bir Yer Fıstığı var demektir!
NE ZAMAN UYANACAĞIZ!
Allah'ın (c.c) Elçisi Hz. Muhammed (s.a.v) bizi uyardı. Hayatı boyunca Deccal'in dünyaya salıverileceği konusunda bizleri bilgilendirmiştir ve anlatmaya devam etmiştir. Deccal Dünyaya salındığında orada 40 gün yaşayacaktır. Bir gün bir yıl gibi bir gün bir ay gibi bir gün bir hafta gibi ve geri kalan günleri sizin günleriniz gibi... Buradan yapılan analizler gösterir ki Deccal'in bir yıl olan bir gününde Britanya Ana Merkezdi, ve Deccal bir aylık gününü yaşamaya başladığında, Amerika Birleşik Devletleri Ana Merkez oldu. Ve en sonunda Deccal'in bir günü bir hafta gibi olduğunda o evine Kutsal topraklara geri döner...
Bugün çoğu İnsan bizim zamanımızdan geçmişe kadar baktığında Bilimin bazı derin sorulara cevap verememesinden dolayı hayal kırıklığına uğramıştır. Temel sistemde devrilme noktasına ulaştık, enerji sisteminde devrilme noktası var, gezegenimizde iklimin de devrilme noktası var.
Parasal sistemde, yiyecek üretiminde, su kaynaklarında da devrilme noktası var. Şu anda yolun sonuna geldik. Ya Dünyamız yok olacak, Ya yenisi inşa edilecek yada her ikisi... Dünyadaki her Kültürün mutlaka Dünya'nın sonu ile ilgili kehaneti vardır. Bence bu normal, çünkü onlar bizim kültürümüzle bugün dünyaya ne olacağıyla ilgili bağlantı kurduklarını hissediyordu. Peygamberimiz (s.a.v.) açıkça belirtmektedir ki; "Benden önce Ümmetini Deccal'a karşı uyarmayan hiçbir Peygamber olmadı." Deccal'le ilgili Hz. Nuh (a.s.)'da Kavmini uyardı. Hz. Muhammed (s.a.v.) dedi ki: "Ben size Deccal'le ilgili daha önce kimsenin söylemediği bir şey söyleyeceğim. "O tek gözüyle görür, Sol gözüyle. Onun sağ gözü kördür. Şişkin bir Üzüm'e benzer gözü, ama sizin İlahınız Tek Gözlü değil."(Burada Deccal'in ilahlık taslayacağına atıfta bulunulmakta). İki gözünün arasında Kafir yazmaktadır ve tüm Müminler bunu okuyabilecektir. Mümin doğru Din'i kabul eden kimseye denir. Fakat sadece ağızla kabul eden değil, Kalbiyle de hissedendir. İman eden tüm Müminler (okuryazar yada değil) Deccal'i tanıyabilecekler. Peki o halde onu tanıyamayanlar kimlerdir? Eğer kişinin İnancı varsa tanıyacak, yoksa tanıyamayacaktır. Belki onu göz muayenesi için Doktora götürmek zorundayız, Niye okuyamıyorsun? Ama Göz muayenesinin sonuçları gelir. Mükemmel görüyor, hiçbir hastalık yok. Katarakt değil onun gözleri mükemmel ama neden o okuyamıyor? Bizler bu gözlerden başka göze sahip miyiz? Bizler bu kulaklardan başka kulaklara sahip miyiz? Ya da bu duyularımız haricinde
başka bilgi alabiliyor muyuz? MODERN MATERYALİST DÜNYA buna HAYIR der...ama KURANI KERİM EVET der... KURAN kalbimizin de görebildiğini belirtir. KURAN kalbimizin de duyabileceğini söyler. Kişinin kalbine o inanç girdimi, Allah (c.c) Kalbin içine inancı yerleştirir. Oradaki ışık ve kalpteki ışık gözlerin göremediğini görür. Şimdi İnançlı kişi hem daha fazla şey görür gözlerin görebileceğinden hem daha temiz ve açık görür. Şimdi o kalbiyle görüyor ve Deccal'in Sol gözünün dış görünüşünün Sağ gözünün ise iç görünüşünün neyi temsil ettiğini anlar. Deccalin gözlerinin önü torbalanmış nurdan yoksun bir görünüm arz eder. Yaşadığ şehir belirtilere göre 11 harften oluşan bir şehirdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder