Genel
Bir Değerlendirme
“Küresel
ölçekte rekabet giderek daha da artarken, bilim ve teknolojideki
hızlı gelişmeler yeni bir ekonomik süreç oluşturmaktadır.
Organizasyonlar büyüyüp karmaşıklaştıkça; hız, hareketlilik
ve esneklik yeteneklerini giderek kaybetmeye başlamaktadırlar. Bu
olumsuzluğu fark eden organizasyonlar, kendi bünyelerinde
yapacakları değişikliklerle; güç, hız, daha büyük ölçek ve
esnekliğe sahip olabileceklerini görmüşlerdir.”(Yıldırım,
2011)
Küreselleşme kavramı günümüz
dünyasında sık sık tekrarlanan ve birçok konu da dilimizden
düşmeyen bir kavram olmuştur. Hemen hemen her alanda anlam
bulabilme özelliğine kavuşmuştur. Siyaset alanından ekonomi
alanına, bilimden teknoloji alanına kadar birçok yer de karşımıza
çıkmaktadır. İnsanlar artık dünya ile hareket etmeye başlamış
ve içinde bulunduğu toplumu aşıp içinde bulunduğu dünyayı
görmeye başlamıştır. Önceleri, kişiler içerisinde bulunduğu
grubun topluluğun dışında kalmak istemez ve aitlik duygusu ona
güven ve itibar aşılardı. Zaman ile bu durum kişileri toplum
içerisindeki konumunu belirlemeye ve toplum ile var olmaya dönüştü.
Günümüzde ise sınır denen kavramın yavaş yavaş ortadan
kalkmaya başlaması ile (soyut manada) insanlar arası etkileşim ve
iletişim artmış mesafeler daralmıştır. Bu sebeple istediğimiz
anda ve zaman da bu etkileşimleri rahatlık ile kurabiliyoruz. artık
dünyanın "bir ucu ve diğe ucu" diye bir durum etkisini
yitirmiş ve ortaya "merkez dünya" çıkmıştır. "Merkez
dünya" da yavaş, pasif, durağan ve iletişimsiz olursan bu
dünyanın dışına sürüklenirsin, ancak hızlı, aktif,
hareketli, etkileşimli, iletişimi güçlü ve yaratıcı olursan
her zaman enlerden pay alırsın. Enlerin gözünde ve arasında
yerini alırsın. “Merkez dünya” artık ülkelerin kendi
içlerine kapalı olmasını değil açık olamasını talep eder .
Bu talebi yerine getirebilmek için sadelik, netlik, gereklilik,
etkililik ve etkenlik açısından bu durumları göz önünde
bulundurup gerekli denetimler ve planlar ve ölçüler yapılır ve
harekete geçilir. Sadece kişiler açısından değil, işletmeler
açısından, örgütler açısından ve topluluklar açısından
burada söyleyeceğim şey: "Ya merkez dünyadan ol, ya da öl".
Küreselleşmenin
Organizasyonlar Açısından Bir Değerlendirme
Organizasyonların ana hedefleri, kar
elde etmek, toplumsal fayda ve varlığını sürdürebilmektir.
Buradaki varlığını sürdürebilme her bir örgüt için
önemlidir. Zira bir örgüt varlığını sürdürebildiği ölçüde
kar eder ve toplumsal faydayı sağlayabilir. Aslında varlığını
sürdürebilme durumu örgütün konumu ile alakalıdır. Dünya
sahasındaki konumu ve varlığı örgütü sürekli kılmada
etkendir. Küreselleşen dünya da yeniliğe ve gelişmelere açık
olmak zorundadırlar. Örgütler açık sistemler olarak hedeflerine
giderseler, hedefe ulaşmada daha kolay hareket edebilirler ve daha
hızlı yol alabilirler. Kapalı sistemler de sadece belli bir
çevresi olur ve o çevre içerisinde hareket eder. Dar çevrenin
içerisinde daraltılmış işler ile uğraşmak ve belli kalıbın
dışına çıkamamak ile karşı karşıya kalırlar. Ancak açık
sistemlerde durum böyle değildir. Açık sistemler kendi içerisinde
yaptığı işleri, edindiği kazanımları ve elde ettiği
deneyimlerini sınırlarını aşarak dışarı dediğimiz çevre ile
alış verişe giren sistemdir. Bu sayede örgütler kendi içerisine
kapanmamış olup dış sistemde yer alan örgütlerile ilişki
içerisinde bulunarak "rakip" dediğimiz kavrama ulaşırlar.
Rakibe ulaşarak onların sistemlerini anlar, yorumlar ve bir
süzgeçten geçirerek kendi yolunu ve hedefini ona göre
belirlerler. Örgütler için en önemli nokta rakiplerdir. Örgütler
rakipler ile var olurlar, mücadelesini ona göre verir ve başarı
kazanıp kazanmadığını ona göre anlarlar. Her bir örgüt
rakipleri göz önünde bulundurmak zorundadır. Özellikle
küreselleşen dünya da yani "merkez dünyada" rekabet
durumu hızla ilerlemekte ve tabiri caizse zorlaşmaktadır. Rekabet
etmek her alanda kendini hissettirmekte ve baskı oluşturmaktadır.
Yalın
Organizasyonların "Merkez Dünya" İçerisindeki Yeri
“Bilgi çağında bilginin
patlama sayılacak kadar yoğun üretilmesi, üretilen bilginin
oldukça kısa sürede uygulamaya sokulması, bilişim
teknolojilerindeki hızlı gelişme ve globalleşme gibi değişimler
örgütleri yapılarını ve süreçlerini gözden geçirmeye
zorlamakta, bilgi çağında örgütler teknoloji kullanımında
hangi düzeyde olurlarsa olsunlar, ileri bilgi ve iletişim
teknolojilerinin radikal etkileri ile karsı karsıya kalmakta ve
dolayısıyla güncel bilgi ve iletişim teknolojileri çok dinamik
bir gelişim göstererek örgütlerin yapılarında yaşanan dönüşümü
hızlandırmaktadır.”(Kanbur, 2008:388)
Merkez dünyada organizasyonlar
üzerindeki rekabet etkisi ve baskısı onları örgüt faaliyetleri
açısından açılımlar yapmaya ve yeniliklere açık olmaya
zorlamaktadır. Bu konu da rekabet ortamı organizasyonları kademe
azaltmaya ve yalınlaşmaya doğru yöneltmektedir. Yalın demek
sade, öz ve gereksiz her bir detaydan kurtulmuş demektir.
İhtiyacımız olmayan ve ihtiyaç duyulmayan şeylerden kendini
arındırmak ve sadelik denen kavrama ulaşabilmektir. Yalınlık,
bir duruma, olaya, harekete, plana veya yönetime her hangi bir değer
katmayan veya anlam ifade ettirmeyen işlemlerin ortadan
kaldırılmasını ifade eder. Yalınlık da önemli olan nokta
israftır. Ürünlerin tasarımdan, tedarikten, sevkiyatına her
aşamada çeşitli israfın yok edilmesi gerekir. Ayrıca bu şekilde
de maliyetlerin düşürülmesi gerekir. Daha hızlı üretim daha
verimli üretim ve daha etkili hizmet ile müşteri memnuniyeti
arttıtılmış olacaktır. Bunlar da yalın olmak ile olacaktır.
İsraf dediğimiz nokta da örneğin fazla üretim olabilir.İşletme
amaçladığı üretim hedefini gerçekleştirmiş ancak hedefini
aşıp üretmeye devam etmiş olabilir. Talebe yönelik olarak
gerçekleşen bu durumda belli bir israfın gerçekleşmiş olması
muhtemeldir. Fordist üretim de gerçekleşen işçilerin gereksiz
olan taşımalarının ortadan kaldırılması gibi üretim de
gereksiz olan taşıma işlemlerinin ortadan kaldırılması gerekir.
Böylece süreçten de tasarruf yoluna gidilmiş olur. Ayrıca bu
şekilde gereksiz yere yapılan hareketlerin de gerçekleşmesine son
verilmiş olmaktadır. Eğer üretim de talep göz önünde
bulundurulmadan tahmine göre bir üretim yolunda gidilirse de bir
israf söz konusu olacaktır. Müşteri memnuniyeti her işletme için
önemlidir ve bu memnuniyetin yolu da kaliteden geçmektedir.
Kaliteyi istenilen seviye de tutmak aslında varlığını ve
vazgeçilmezliğini sürdürebilmek için işletmelerin en önemli
hedefidir. Bu sebeple ürün kalitesi müşterinin istediği seviye
de olmazsa vazgeçilmezlik ortadan kalkar. Aslında bu da bir israf
türüdür.
Yalın
Organizasyon'un Fordizm ile İlişkilendirilmesi
Yukarı
da anlattığımız durumdan sonra bir diğer israf türüne geçecek
olursak, Fordist üretim sistemine bir dönüş yapmamız
gerekecektir. Henry Ford'un üretim atölyesinde başlayan bu sürecin
ilk zamanlarında işçiler sabit araç üzerinde çalışır ve
gerekli parçalara ulaşmaları gerektiğinde herbiri kendisine lazım
olacak olan parçayı kendi çabaları ile alırdı. Böylelikle
sabit araç üzerinde uzman kişiler tarafından bir çalışma
gerçekleşir. Ancak Ford bu şekilde üretimin az ve yavaş olduğunu
fark etmiş ve yeni bir sistem gerçekleştirmiştir. ilk önce
işçilerin gereksiz olarak yaptıkları hareketleri sonlandırmış
ve yeni istihdamlar ile işçiler alıp malzemeleri işçilerin
yanına taşıttırmıştır. Daha sonra hareketli bant dediğimiz
sisteme geçiş yapılmış ve her işçi kendi bölümünde ve önüne
gelen her bir parçaya aynı işlemleri uygulayarak üretim sürecinde
yer almaktadır. Böylelikle işçiler tek bir konuda ve tek bir
işlem üzerinde uzmanlaşmaktadılar. “Yapılan
üretim belli özel müşterileri değil, toplumun
genelini
hedeflemektedir. Kitle üretimi için gerekli olan kitlesel talebin
örgütlenmesi ve
oluşturulması
öngörülmektedir.”(Saklı,
2013)
Fodist üretim sürecinin ve
Fordizm’in üretimde, işletmelerde ve organizasyonlardaki en büyük
katkılarından en önemlisi gereksiz hareketler ve gereksiz işlemler
ve gereksiz süreçlerin ortadan kaldırılıp hızlı hareket, daha
az maliyet e daha çok üretimi gerçekleşirmenin önü açılmış
oluyor. Aslında tam da bu noktada Fordist üretim süreci ile yalın
organizasyon dediğimiz kavram birbirlerine bir yaklaşım
göstermektedir. Yalın Organizasyon’un bir nevi temelini oluşturan
Fordist üretim sistemleri yalınlaşmaya bir örnek teşkil
etmektedir. Yani karışıklıkları önlemesi açısından, basitlik
derecesinden, hızlı oluşu bakımından bir temel oluşturmaktadır.
Yalın organizasonların hedeflediği noktaya fordist üretim
temelden bir giriş yapmıştır ve gereksiz diyebileceğimiz bazı
durumları ortadan kaldırmıştır. Tam olarak bu iki kavramın
birbirine benzediğini söyleyemeyiz. Zira biri Klasik anlayışın
ürünü iken bir diğeri Modern anlayışın bir ürünüdür.
Burada söylemeye çalıştığımız şey temeldeki bir
benzerliktir. Klasik anlayışta katıcılık, kurallılık ve insanı
göz ardı eden etmenler mevcuttur. İnsanı adeta makinelerin bir
dişlisi olarak algılarlar. Ancak bu durum Modern dediğimiz
anlayışa geçtiğimizde ılımanlaşır ve insan dediğimiz varlığı
göz önüne alarak ön plana çıkarır. Katı anlayışı bir
kenara bırakarak daha esnek bir yapının varlığını görmekteyiz.
İnsanın psiko-sosyal yönüne bir yönelim durumu mevcuttur. Bu
yönelimin ilk belirtileri çeşitli araştırmalar ile ortaya
çıkmıştır. Ancak burada her ne kadar insanı ele alsalar da
araştırmanın genel itibari ile amacı daha çok ne kadar
verimlilik sağlanır? Verimlilikte artışı daha çok nasıl
sağlayabiliriz? Örgüt ortamının çalışmalara etkisi var mı,
yok mu? Bu gibi sorulara cevap aranmakta ve örgtüler kendi
çıkarlarını göz önünde tutmak zorunda oldukları için hedefte
çıkar var. Modern yapıya giren yalın organizasyonlar da sistem
önemlidir. Sistemin işleyişi basit, sade ve anlaşılır
olmalıdır.
Yalın
Organizasyonlara Yönetim Çerçevesi İle Bakış
“Yalın organizasyonlar, takım
ruhunun hâkim olduğu, müşteriler tarafından yönlendirilme ve
sürekli gelişme ilkesine dayalı, basık bir örgüt piramidi
içinde yetki devrinin etkin şekilde hayata geçirildiği,
basitleştirilmiş görevlerin büyük bir etkinlik içinde yerine
getirildiği bir yapı olarak tanımlanmaktadır”(Kanbur, 2008:398)
Yönetimin asıl görevi emri
altındaki çalışanları belli hedefler çerçevesinde ve belli
uygulamalar açısından yönlendirmektir. Yönlendirmek, yönetmekten
daha etkili ve daha farklı kavramları üzerinde toplar. Yönetmek
sadece emir vermek ve yetki vermek diye nitelendirilir. Ancak
yönlendirmek kavramı, çalışanı kendi bilgi ve becerisi
çerçevesinde hareketini kolaylaştırmak ve hareket alanı
sağlamaktır. Ayrıca yalın organizasyonlar da yönetim yetki devri
ile çalışana önemli sorumluluklar yükler. Bu sorumluluklardan
dolayı çalışanların kendilerine güveni gelir, farkındalık
içerisinde olurlar, işlerinin önem derecesini anlarlar ve
konsantrasyonu artar. Yönetimdekiler, çalışanlarının
çalıştıkları ortamları uygun şekilde olmasını sağlamakla da
yükümlüdürler. Bunun için gerekli işlemleri yerine getirirler.
Çalışma yeri ve ortamı da sade ve basit düzeydedir ve
güvenilirlik önemlidir. “Örgütsel
başarının artırılması, etkinliğin ve verimliliğin yaratılması
iş yaşamında büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma örgütün
başarılı, etkin ve verimli olmasının büyük ölçüde örgüt
mensuplarının birbirine duydukları güvene bağlı bulunduğu
görüşüne dayanmaktadır. Gerçekten örgütsel güvenin, tüm
çalışanların kendilerine ve birbirlerine duydukları güven
derecesi ile ilgili olarak oluştuğu ve örgütsel yapıyı belirli
ölçüde etkilediği kabul edilmektedir.”(Asunakutlu,2002)
Yalın organizasyonun yapısal şekli yani hiyerarşik düzeni az
kademeli ve gereksiz kademelerden arındırılmıştır. Aslında bu
noktada kademe azaltma dediğimiz durum ortaya çıkmaktadır.
Örgütler kademe azaltarak daha hızlı iletişim, daha etkili
yönetim ve daha iyi kontrol ile hedefe ulaşma da bir kolaylık
sağlanır. “Günümüz
de kurumlarının, hantal ve hiyerarşik yapılardan uzak, daha yalın
ve karar verme süreçleri daha kısa bir organizasyonel yapıya
ihtiyaçları her geçen gün artmaktadır.”(Ersen,2013)
Yalın örgütler de çalışanlar
arasında adeta bir takım ruhu hakimdir. Bu tür organizasyonlar da
planlama ve hareket edebilme önemli ölçüde takım alışanlarına
verilmelidir. Yetki ve sorumluluklarda da devir yapılır. Değişim
ve değişikliklere açık olarak varlığını sürdürür ve bu
şartlara uyum sağlar. Yalın organizasyonlar açısından müşteri
önemli noktadır. Bu sebeple yapılanması müşteri odaklıdır.
Müşteri talep ve yönelimlerini göz önünde bulundurarak yönetimi
ona göre belirler. Bir diğer nokta olan yönetimin elinde bulunan
karar verme yetkisinde çalışanlarında söz sahibi olması ve
karar vermede etkili olabilmesi basit ve göreceli bir yapı da
olmalı ve olur. Bir çok seviye de bilgi serbestçe paylaşılır.
Bilginin dolaşım hızı iletişim sayesinde istenilen seviyededir.
Çalışanlar tarafından oluşturulan takımların başarılı
olmaları durumunda ödüllendirilmeler devreye girer. Ödül
sayesinde çalışanlar isteklendirilir ve teşvik edici bir rol
üstlenmiş olur. Bu sayede örgütün içinde yer alan her bir kişi
bulunduğu yerin ve seviyesinin ne olduğunu anlar, ona göre
hareketini daha özen ile yerine getirmeye çalışır ve bir sonraki
aşamalara hazırlanış sürecinde bu özeni ve dikkati liyakat ile
yerine getirecektir.
SONUÇ
Yalın organizasonların ilk ve en
önemli amacı ellerinde bulunan kaynakları en etkili, en iyi ve en
yöntemli bir şekilde kullanılmasını sağlar. İşletmelerin
müşterinin beklentisi olan “kalite” de artış sağlar.
İşletmenin en büyük sorunlarından biri sayılan maliyetlerde de
düşüş yaratır.
“Yalın organizasyon da yalın üretim, daha az girdi ile daha az
zamanda, daha düşük maliyetle ve daha yüksek kaliteli mal ve
hizmet üretmek anlamına gelmektedir.”
(Örnek, 2003:226)
Yukarı da da değindiğimiz rekabet
kavramı yalın organizasyonlar için önemlidir. Rekabet alanında
işetmenin başarılı olmasının yolu rekabet etmek ve rekabette
tutunmayı sağlayabilmektir. Yalın organizasyonlar hayatın, iş
hayatının ve örgütlerin bir tarzı ve vazgeçilmez
özelliklerinden biridir. Bilim ve teknoloji alanlarında yaşanan
hızlı değişmeler ile organizasyon yapılar giderek karmaşık bir
hal almakta ve bu karmaşıklık organizasyonların hızını
kaybetmesine, esnek olamamasına ve özelliklerini giderek
kaybattirmektedir. Bu gibi olumsuz durum ve süreçler örgütlerin
bünyelerinde değişiklik yapmalarını gerekirmekte ve önemli
adımların atılmasını işaret etmektedir. Bu işareti dikkate
alan örgütler hızla değişim sürecine girer ve bu karmaşık,
küresel ve merkez dünyaya bir an önce ayak uydurabilmenin yoluna
düşerler. Bu yollardan biriside hiç kuşkusuz ki yalınlaşmadır.
Yalınlaşma ile bu gibi olumsuzlukların üstesinden gelebilme daha
da kolaylaşmaktadır. Yalın organizasyonlar açısından göz
önünde bulundurulması ve dikkat edilmesi gereken önemli
kavramlar; rakipler, rekabet, kalite, müşteri odaklılık,
verimliliğin arttırımı, maliyetin düşürülmesi, israfın
önlenmesi, kaynak kullanımı ve değerdir. Yalın organizasyonlar
en etkili örgüt biçimi olduğu hızla anlaşılmakta ve dünyaya
hızla yayılmaktadır. İşletmeler rekabette ayakta durabilmeleri
ve rekabet alanların da güçlü mücadele edebilmeleri için ve
ayrıca ayakta kalmak istiyorlarsa yalın organizasyonları
öğrenmeli, öğretmeli ve uygulamalıdırlar.
MUSTAFA YENİAY
ANKARA ÜNİVERSİTESİ
SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ
İŞLETME BÖLÜMÜ
Mart, 2014
KAYNAKÇALAR:
YanıtlaSil----GEMLİK, Nilay. ÖNAL, Güngör. TAŞDEMİR, Mustafa. (Haziran 2011), “Örgütsel Küçülme Yaşayan Bireylerin Statüleri İle İşten Çıkarılma Korkuları Arasındaki İlişkinin Analizi ve Medikal Cihaz Üreten İşletmeler Üzerine Uygulama” Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Yıl 4, Sayı 1, (43-62)
----DİKMEN, Ahmet ALPAY, (Şubat 2003), “Standart Üründen Marka Standardizasyonuna” Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Gelişme ve Toplum Araştırmaları Merkezi (Tartışma Metinleri), No:53
----GÜMÜŞTEKİN, Gülten EREN. (2004) "Organizasyonlarda Ölçek Küçültme ve Ölçek Küçültme Çalışmalarında Önem Taşıyan Unsurlar." Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi.
----TENGİLİMOĞLU, Dilaver. ÖZTÜRK, Mehtap. (2006), “Örgütsel Küçülmenin İş görenlere Etkisi: Bir Kamu Hizmet Sektörü Uygulaması” Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 2