Likiditenin
Önemi
Günümüzde,
bankaların belli yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülükleri
yerine getirebilmek ve zamanında hareket etmek bankaların kendi
veya kendisi dışındaki bankaların geleceklerini etkilemekte. Bu
yükümlülükler arasında kuşkusuz yeterli likidite de vardır.
Bankaların esas amaçlarındandır, yeterli likidite ve bazı
kaynaklara sahip olmak. Likidite yetersizliği mevcut olduğu
durumlarda, banka sorumluluklarını geç veya hiç yerine
getiremeyeceği için ortaya bir güvensizlik çıkar. Ayrıca nakit
talebi de artar. Bu sebeple ödeme sıkıntıları çok fazla
yaşanır. Ödeme sıkıntısının yaşandığı durumlarda insanlar
o yönden kaçınıp başka çareler arayışına girişecek ve
kaçındığı tarafta güvensizliğin hâkim olması sebebi ile
çöküş başlayacaktır.
‘’Likidite
firmalar açısından ulaşılabilir nakit veya nakit benzeri tüm
kıymetleri kapsamaktadır. Likidite borçlanma yoluyla da elde
edilebilmektedir.’’(Akan, 2008)
Likidite
Riskinin Değerlendirilmesi
Banka,
arz edenlerle talep edenlerin bir araya geldiği bir merkezi yerdir.
Bankalar bu durumu göz ardı edemezler ve ellerindeki mevcut
verileri en iyi şekilde kullanmak zorundadırlar. Ayrıca en kötü
durumlara karşı hazır olmalıdırlar. Bu nedenle likidite denilen
ödeme gücünü iyi saptaması ve öngörülerde bulunması gerekir.
Nakit sıkıntısı veya nakit girişinin bulunmaması ödemede bazı
durumları ortaya çıkarabilir. Bu durumlar bankanın ödeme
sorumluluklarını zamanında yerine getirememesine neden olur buna
da likidite riski denir. Aslında bir nevi kaynak bulma güçlüğüdür.
Finansal kurumlar açısından likidite riski çok önemlidir. Çünkü
finansal kurumlar güven ile ilerlemektedir. Güvensiz bir ortamda
varlıklarını devam ettirmeleri pek mümkün değildir.
‘’Likidite
riski, belirli bir varlığın önceden tahmin edilen sürede ve
önceden tahmin edilen fiyattan nakde çevrilememesi ile bir firmanın
gün sonunda önceden tahmin edilemeyen bir nakit çıkışını
fonlayamamasıdır.’’ (Akan, 2008)
Likidite
Azlığının Değerlendirilmesi
Aslında
likidite azlığı likiditenin tam tersini ifade etmektedir. Yani
normal olarak sürdürülen likit bir piyasanın içinde yer alan
alıcı ve satıcıların birdenbire piyasadan çekilmesidir.
Likiditenin azalmasına neden olan bazı durumlar mevcuttur.
Bunlardan bazıları, talep yetersizliği, işlem vergileri, yatırım
riski vs. olarak gösterilebilir. Bankanın genel olarak güvenini
gün geçtikçe yitirmesi bankayla ilişki içerisinde bulunan
kesimleri harekete geçirir ve bu sebeple bankalar likidite sorunu
yaşarlar ve ortaya likidite azlığı veya yetersizliği çıkabilir.
Bu durum bankanın iflasına yol açabilir.
‘’Likidite
durumu banka performansının önemli içsel
belirleyicilerindendir.’’ (Çelik, Akarım, 2012)
Demirbank’ın
Batışına Likidite Açısından Bakış
Demirbank
belli bir dönemde hızla büyümüştür. Aslında bu büyüme
riskli bir biçimde gelişmekte ve birçok olumsuzlukları da
beraberinde getiriyordu. Bunlardan biriside, Akbank ve Garanti
Bankası’nın Demirbank’a yönelik kredi hatlarını kapatması
ile ortaya bir likidite krizi çıkartmalarıydı. Batışın önemli
nedenlerinden biri olan likidite ve piyasa riskleri burada etkin rol
üstlenmekteydi. Genel itibari ile Demirbank’ın batış süreci
hem TL’ye hem de dövize olan talebin artış göstermesi ve bu
artış gösteren talebe yönelik piyasa tarafından cevap
verilememesi sebebi ile faiz ve kurlarda artış yaşanmasıdır.
Böylece bankanın çöküş süreci de hızlanmış bulunmaktaydı.
‘’Yurt
içindeki iki bankanın, Demirbank’a kredilerini kesmeleri ve
ellerindeki hazine kâğıtlarını garanti olarak kabul etmemeleri,
elinde büyük miktarda kamu kağıdı olan ve sistemdeki krizden çok
fazla etkilenen bu bankayı ödeme güçlüğüne düşürmüştür.’’(
Cihangir)
Mustafa Yeniay
Ankara Üniversitesi
Siyasal Bilgiler Fakültesi
İşletme Bölümü
KAYNAKÇALAR:
YanıtlaSil----N.B. AKAN, 2008, Likidite Riski Ölçümü, Bankacılar Dergisi, sf. 66-67-68
----S. ÇELİK, Y.D. AKARIM, Haziran 2012, Likidite Riski Yönetimi: Panel Veri Analizi ile İMKB Bankacılık Sektörü Üzerine Ampirik Bir Uygulama, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 13(1), 1-17
----M. CİHANGİR, Finansal Krizlerin Banka Birleşmelerine Etkileri: Kasım 2000 ve Şubat 2001 Krizleri Çerçevesinde Kronolojik Bir Yaklaşım, sf. 10